Bu gadget'ta bir hata oluştu

30 Temmuz 2009 Perşembe

üçüncü vElet yolda!!!

2 yorum
Sanırım gerçekten de bazı arkadaşlarımın dediği gibi seri üretime geçeceğim yakında...


16 temmuzda aleti dökmüş idim. 20 temmuzda Gelibolu'da 80 grid ile Kaba Aşındırmaya başlamıştım. 80 grid silisyum karbür mozaiklerin arasına kaçtığı ve de ben de israf etmekten korktuğum için Gelibolu'da 2 saat çalışmış olmama rağmen ölçülebilir bir derinliğe inememiştim. Lakin mozaiklerin arası doluncaya dek karbürü boca etmek gerekiyormuş.


İstanbul'a dönünce kaba aşındırmaya devam ettim. Şu an sagitta değerim 1,56mm. Hedef değer 1,68mm'ye kadar aşındırmaya devam edeceğim.


Dün akşam evde çalışırken oğlum Altuğ Kağan Gök "anne ben de bapcam" diye tutturunca dayanamadım işi kendisine devrettim. O benim Amatör Teleskop Yapımı konusundaki ilk öğrencim. Ve bu kadar çabuk kavrayan bir öğrenci olduğu için çok şanslıyım.


Hani bazı ünlüler derler ya "ben 3 yaşında iken piyano çalmaya başlamışım" vbg... Evet bu da aynen öyle oldu. Altuğ Kağan Gök henüz 3 yaşında iken ilk cam tozunu yuttu. Diğer çocuklar gibi onun da eli suluboyaya, oyun hamuruna karışıyor, lakin bu sefer elleri silisyum karbür çamuruna bulandı.


Lütfen aşağıdaki ÇIRAK'ıma bir bakar mısınız? Bu kadar zevkle ayna yapan bir veledim varken ben nasıl durabilirim???









Not:Youtube seyredemeyenler için başka bir video daha ekleyeceğim.

6" Aşındırma Aleti (Grinding Tool) Yapımı

0 yorum
Durmak yok... Amatör Teleskop Yapımına devam....


Bu sefer aynalı 6" f/5.5 bir teleskop yapıyorum. Aşındırma aleti (grinding tool) olarak cam yerine dişçi alçısından döküp BeTeBe cam mozaiklerle kapladığım aleti kullanacağım. Bu sebeple 16 temmuz 2009'da ilk alçımı döktüm.
17 temmuz 2009'da da epoksi ile mozaikleri yapistirma islemini gerceklestirdim. Inanin kendimi Milla Jovovich'in Fifth Element filminde kimyasal bir seyler yapiyormus gibi hissettim. Adrenalin salgilamak icin bire bir :)
Basimdan gecen komik ve eglenceli anları yazıya dökmek istedim.
1. Alciyi hazirlarken daha tam karistirip dokemeden donacak sandim ve acayip panikledim. Esimi cagirip yardim istedim. O suya doktu ben karistirdim.
2. Alci donarkenki sıcakligi soguk kis günlerinde bizi isitabilir mi acaba diye dusundum? :))))2. Alciyi ayna yapacagim camin uzerine dokmustum. Alci donunca birbirinden ayirmakta coooook zorlandim. Basar Hocam ve Ugur Hocam sagolsunlar destek verdiler. Esim hafifce cekicle vurarak hemencecik ayirdi. Tabi ben gevsetmistim :P
3. Epoksiyi karistirmadan once yuzumu gozumu sardim. Evde heryeri actim havalandirma iyi olsun diye. Yine de reaksiyon baslayinca ortaya cikan kokudan tirstim ve hemen feda ettigim fincani pencere disina tutup karistirmaya devam ettim. (balkonum kapali, bu arada çaktırmayalım, eşim kaybolan eşyaların hala farkında değil he he :=) )
4. Epoksiyi alcinin yuzeyini puruzlu hale getirmeden surdum. Bu kismi heyecandan atlamisim. Eger dokulme olursa yeniden mozaik yapistirmam gerekecek.

Yemek tarifi mi yazmak zor, aşındırma aleti tarifi mi yazmak diye sorarsasınız cevabım: KESİNLİKLE YEMEK TARİFİ :)
Evet şimdi gelelim grinding tool yapımına;

Gerekli Malzemeler
  1. Devcon 2t epoksi (Bizon ya da benzer markaların 5 minute epoxy dedikleri epoksi vardır, o da olabilir)
  2. 1 kg Amberok dişçi alçısı (750 gramı kullanılacak)
  3. PVC şerit (dosyaların yapıldığı malzemedir, 15 cm çap için yaklaşık 50 cm uzunluğunda olmalı)
  4. Cam
  5. Tahta karıştırıcı
  6. Derin bir kap
  7. Su terazisi
  8. BeTeBe mozaik (dolunay serisi, piyasada satılmıyor, sadece fabrikadan direkt satın alınabiliyor ya da telefon + kargo)
  9. Uhu
  10. Mozaikleri yapıştırmak için mastar kağıt

Yapılışı


1. PVC şerit ayna olacak camın kenarına 3 -4 cm yükseklikte çepeçevre sarılır. Ek yeri belli olmasın diye her iki ucunu // şeklinde keserek (tam çevresi kadar) dışarıdan maskeleme bantı ile bantlanır.





2. Alçı dökülecek masa yer düzlemine TAM paralel olmalıdır. Bunun için masanın düzgünlüğü gerekirse su terazisi ile kontrol edilmelidir.
3. 100 gr alçıya 30 gr su olacak şekilde ölçü kullanılmalıdır.
4. Derin bir kaba 225 gr (ya da cm^3) ılık su konulur (azıcık sulu olsun istersek 250 gr su, sulu olursa mukavemet azalır).
5. Suya 750 gram alçıyı dökülür. İYİCE karıştırılır, hiç kabarcık kalmamasına özen gösterilir.
6. Hazırlanan alçının cama dökülmesi için 10 dakika kadar zaman olacaktır. Daha geç kalınırsa kabın içinde daha cama dökülmeden donacaktır.

7. Hazırlanan alçı PVC şeritle çevrilmiş camın üzerine dökülür.




8. Alçı donduktan sonra (yaklaşık yarım saat) PVC şeridi sökülür. Söktükten sonra camdan ayırıp (15 dakika sonra) tam donmadan her iki kenar da güzelce pahlanır zira reaksiyonu tamamlayınca bu iş daha zor hale gelir.







9. Mozaiklerin tırtıklı tarafları üste gelecek şekilde uhu ile mastar kağıda yapıştırılır. Uhu ile kağıda yapıştırma sebebimiz, hepsini aynı anda ve tek bir seferde epoksi ile yapıştırmak için.





10. Alçı diskin mozaik yapıştırılacak tarafı daha iyi yapışması için pürüzlü hale getirilir. Bunu en iyi yapan şey, ahşap testeresidir. Ahşap testeresi yoksa sivri bir bıçakla ızgaralar oluşturacak şekilde yüzey çizilir (1 cm aralıkla) Özellikle diskin kenarları mutlaka pürüzlü olmalıdır. Yoksa çalışmaya başlayınca, mozaikler aletten koparlar.
11. Epoksinin İki tüpü eşit miktarda sıkıp karıştırılır. Pürüzlü hale getirilecek olan alçı yüzeye, ele bulaştırılmadan 2 mm kalınlıkta düzgünce sürülür. Epoksiyi hazırlarken eşit miktarlarda sıkmak çok kritiktir.
12. Mozaiklerin tırtıklı tarafları alçıya ortalayarak yapıştırılır.



13. Epoksi yeterince donduktan sonra (~ 1 saat) üstteki mastarı ıslatarak mozaiklerden ayrılır.
14. Alçı disk 24 saat bekletildikten sonra Aşındırma Aleti (Grinding Tool) olarak kullanmaya hazırdır.


27 Temmuz 2009 Pazartesi

ay ışığıNa vuruldum ben, çok uzaklaRda olsa da!!!

3 yorum

Bu resmi 26 haziran 2009'da yine Gelibolu'da Ay henüz 4 günlük iken Meade 3,5" maksutov cassegrain teleskobum ile afokal yöntem ile çekmiştim.






Yukarıdaki resimleri ise 6" aynalı dobson kundak Amatör Teleskop Yapım Çalıştayı'nda (ATY 2009) tamamlamış olduğum el yapımı teleskobum ile çekmiş bulunmaktayım.... Bu resimler el yapımı teleskobumdan çektiğim ilk kareler...

Gözlem yeri: Gelibolu

Tarih:25 Temmuz 2009

Saat: 21:15
Fotoğraf makinası:FujiFilm 8,3 mp

Afokal çekim

Picasa 3 ile keskinleştirme ve gölgelendirme yapıldı.

25 Temmuz 2009 Cumartesi

bu kadın ne yapıyoR?!!!

0 yorum

Carl Sagan - Pale Blue Dot - Soluk Mavi Nokta from Cagdas Calis on Vimeo.



Bugün Facebook'ta arkadaşlarım eklemiş bu videoyu. Seyredince benim gözlerim doldu dürüstçesi.

Direk Facebook'a eklemek istemedim. Kuru kuruya olmaz, 2 kelam da ben edeyim istedim, bu güzel videonun blogumda bulunmasını istedim.

Bazı arkadaşlarım soruyorlar, yorum yapıyorlar. Kızım uzaya mı gideceksin? Neden sen de herkes gibi normal bir hobi bulamadın. Teleskopla gökyüzüne bakıyorsun da ne oluyor? Nereye koyacaksın bu teleskopları, 2 tane oldu hala da yapıyorsun vs vs vs....

Belki bu videoyu seyredince onlara mantıklı bir açıklama yapmış olabilirim.

İki kelam da ben yazayım istedim lakin bu video karşısında dilim tutuldu sanırım. Buyrun sadece izleyin... Benden yoRum yok!!!!

24 Temmuz 2009 Cuma

bi afRodit gördüm sanki!!!!!

0 yorum
İşten ayrıldığımdan beridir Sabah Yıldızı Venüs ve Kızıl Gezegen Mars ile tanışmak için fırsat kolluyordum. Lakin ya bir aksilik çıkıyor, ya uyuya kalıyor ya da kurduğum saati uyurken kapatıyor ve bir türlü bu gezegenleri gözlemleme fırsatım olmuyordu.

Lakin bu sabaha doğru bir rüya görerek saat 4:30’da kan ter içinde uyandım. Ne rüya gördüğümü anımsamıyorum. Ancak uyanır uyanmaz balkona çıktım. Minik yakışıklı Meade zaten balkon kapısında hazır ve de nazır beklemede idi. Önce çıplak gözle Venüs, Mars ve Aldebar’ın güzelliklerini seyrettim. Venüs çıplak gözle dahi o kadar kocaman görünüyorki, muhteşem birşey. Akabinde teleskobumu bir bir bu üçüne odaklayıp gözlem yapabilmenin zevkini çıkardım. Bu gözlemin blogumun açılışının 3. ayına denk düşmesi beni ayrıca mutlu etmişti.



VENÜS: Venüs ya da Çoban Yıldızı, Güneş Sisteminde, Güneşe uzaklık bakımından ikinci sıradaki gezegendir. Ayrıca Zühre, Roma Astrolojisi'nde Lucifer isimleriyle bilinir. Eski Roma tanrıçası Venüs (Eski Yunan Mitolojisi'nde Afrodit) adını bu gezegenden almıştır. Halk arasında Çolpan veya Çoban Yıldızı olarak da bilinir. Kendi ekseni etrafında, Güneş Sistemindeki diğer tüm gezegenlerin aksi istikamette döner.

Büyüklüğü açısından Dünya ile benzerlik gösterdiğinden Dünya ile kardeş gezegen olarak da bilinmektedir. Gökyüzünde Güneş'e yakın konumda bulunduğundan ve yörüngesi Dünya'nınkine göre Güneş'e daha yakın olduğundan yeryüzünden sadece Güneş doğmadan önce veya battıktan sonra görülebilir. Bu yüzden Venüs Akşam Yıldızı, Sabah Yıldızı veya Tan Yıldızı olarak da isimlendirilir. Bir diğer adı da 'Çoban yıldızı'dır. Görülebildiği zamanlar, gökyüzündeki en parlak cisim olarak dikkat çeker. -4,4 kadir derecesine varabilen parlaklığı ile en parlak yıldızlardan ve diğer tüm gezegenlerden çok daha ışıklıdır ve Güneş ve Ay'dan sonra gökyüzünün en parlak cismidir. Yeni ay evrelerinde, kent ışıklarından yeterince uzaklaşılabilirse, insan gözünün Venüs ışığının çevreye verdiği aydınlığı hissedebildiği ve yarattığı gölgelerin farkedilebildiği de söylenir



MARS: Mars ya da Merih, Güneş Sistemi'ndeki, Güneş'ten itibaren dördüncü gezegendir. Bu gezegen Roma mitolojisindeki savaş ilahı Mars'a ithafen bu adla adlandırılmıştır. Literatürde kullanılan diğer adlarından biri, yüzeyinde yaygın demiroksitten dolayı kızılımsı bir görünüme sahip olduğu için Kızıl Gezegen'dir.
İnce bir atmosferi olan Mars gerek Ay’daki gibi meteor kraterlerini, gerekse Dünya’daki gibi volkan, vadi, çöl ve kutup bölgelerini içeren çehresiyle bir yerbenzeri gezegendir
Mars’taki Olimpos Dağı (Olympus Mons) adı verilen dağ Güneş Sistemi’nde bilinen en yüksek dağ ve Marineris Vadisi (Valles Marineris) adı verilen kanyon en büyük kanyondur. Ayrıca Haziran 2008’de Nature dergisinde yayımlanan üç makalede açıklandığı gibi, Mars’ın kuzey yarımküresinde 10.600 km. uzunluğunda ve 8.500 km. genişliğindeki dev bir meteor kraterinin varlığı saptanmıştır. Bu krater, bugüne kadar keşfedilmiş en büyük meteor kraterinin (Ay'ın güney kutbu kısmındaki Atkien Havzası) dört misli büyüklüğündedir.
Günümüzde, Mars, yörüngelerine oturmuş üç uzay gemisine evsahipliği yapmaktadır. Mars’ın 1877 yılında astronom Asaph Hall tarafından keşfedilen Phobos ve Deimos adları verilmiş, düzensiz biçimli iki küçük uydusu vardır. Mars Dünya’dan çıplak gözle görülebilmektedir. "Görünür kadir"i −2.9’a ulaşır ki bu, çıplak gözle çoğu zaman Jüpiter Mars’tan daha parlak görünmesine karşın, ancak Venüs, Ay ve Güneş’çe aşılabilen bir parlaklıktır.



ALDEBARAN:Boğa (Taurus) Takım yıldızının en parlak yıldızıdır.

Bunları gözlemledikten sonra hemen mars’ın yakınlarında çıplak gözle dahi Açık Yıldız Kümesi olduğu seçilebilen bir yıldız kümesi gördüm. Yok bu böyle balkonda olmayacak deyip üzerimi sıkıca giyindim ve bu sefer alt katta hazır ve de nazır bekleyen el yapımı ATY 2009 teleskobumu alıp bahçeye çıktım.

Venüs ve Mars’ bir kez de el yapımı teleskobumla baktıktan sonra teleskobu yıldız kümesine odakladım ve büyülendim.



ÜLKER YILDIZ KÜMESİ: Ülker veya Süreyya (M45, Yedi Kız Kardeş, Peren veya Pervin olarak da anılır, ing. The Pleiades) bir açık yıldız kümesidir. Boğa takımyıldızında (Taurus) bulunur (Yahudilerce kutsal olduğu kabul edilir). Dünya'ya en yakın açık yıldız kümelerinden ve büyük ihtimalle de en ünlü ve çıplak göze en güzel gözükenlerdendir. Ülker yıldız kümesinin yaklaşık 440 ışık yılı (135 parsek) uzaklıkta olduğu bilinmektedir.

Yıldız kümesinde son 100 milyon yıl içinde oluşmuş sıcak mavi yıldızlar başı çekmektedir. Astronomların hesaplarına göre Ülker yıldız kümesi gelecek yaklaşık 250 milyon yıl boyunca varlığını sürdürdükten sonra dağılacaktır

Mitolojide Ülker, Boğa'nın omuzundaki bir damga biçimindedir. Boğa'nın boynuzları, Hyades'den sola aşağıya Arabacı'ya doğru uzanır. Kümedeki yıldızların isimleri, Yunan mitolojisinde Atlas ve kızları Alcyone (Alsiyon ok.), Merope, Electra, Sterope, Celaeno (Selano ok.), Maia (Maya ok.) ve Taygete ile eşi Pleione'ye ayrılmıştır. Burçları, ekinlerin olgunlaşma zamanı ve deniz mevsiminde görünürdü. Efsaneye göre, Zeus, Titan'larla olan savaşında, zaferi kazandıktan sonra, savaşta karşı tarafı tutan Atlas'ı, yeri ve gökleri sırtında taşımaya mahkum etmiş; giderek yeryüzü ve gökyüzü haritalarını içeren kitaplar, bu nedenle Atlas diye isimlendirilir olmuşlardır. Bu gelenek günümüzde de sürmektedir. Ülker, yani bu yedi ilahi kız kardeşin güzel olduklarına inanılırdı. Güzellikleri nedeniyle Olympos'lu bazı tanrılarla ilişkileri de olmuştur.

Gözlem yavaş yavaş sona ermeye başlamıştı. Zira saat 5’i geçmişti ve İstanbul Boğazı gibi ışık kirliliği olmayan Geçilmez Çanakkale Boğazı’nın arkasından Güneş yavaş yavaş kızıllığını göstermeye başlamıştı. Uykum yoktu zaten. İçeri gidip kayınvalidemin yapmış olduğu kayısı reçelini Gelibolu’nun nefis çiçek ekmeğinin en ortadaki diliminin tepesindeki çıtırına sürüp afiyetle yedim. Kahvemi aldım ve verandaya çıkıp keyifle doğan Güneş’i seyretmeye başladım.

Başımı sağ tarafa çevirdiğimde Jüpiter, doğru baktığımda ise Venüs ve Mars’ı görebiliyordum. Ayaklarımı güzelce uzattım. Uzun uzun derin düşüncelere daldım. Anneciğim, babacığım sizi çok özledim. Ne olur gelin artık. Size göstermek istediğim o kadar çok güzellik varki.... O sırada Sabah Ezanı okunmaya başladı. Akabinde sözleşmişcesine Sabah Horuzu amcamız öttü. Tüm yıldızlar sönükleşmeye başlamıştı giderek. Doğa Ana da giderek uyanmaya başlamıştı. Börtü böcük sesleri, kuş cıvıltıları etrafa yayılıyordu.

Mars ve Jüpiter çoktan görünmez olmuş iken Venüs’ü hala görebiliyordum. Güneş’in kızıllığı ise bütün boğazın üzerini kaplamıştı. Ve Çanakkale’de yeni ve güzel bir sabah daha doğmuştu.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

boy boy teleskop hayalleRime doğru!!!

1 yorum





evet!!!!
içi boy boy teleskop dolu olacak olan pembe panjurlu gözlem evi hayallerimin ikinci boy teleskobu bugün tam olarak kurudu ve optik tüp yerine itina ile yerleştirildi.
işte yeni resimler!!!!
çok güzeller değil mi???

19 Temmuz 2009 Pazar

işte benim el yapımı teleskobum!!!!

3 yorum






II. Amatör Teleskop Yapım Çalıştayı'nda (ATY 2009) yapmış olduğum el yapımı teleskobumu Gelibolu'da bir güzelce zımparaladım. Dün boyamaya başladım. Ahşap siyah mat boya ile hem kundak hem de optik tüpü boyadım.
Boyalar kuruyunca optik tüpün üzerini oğlum Altuğ Kağan Gök'ün el ileri ile süsledik.
Optik tüpü henüz kundağına yerleştirmedim, zira tüpü iki kat boyadığım için zarar görsün istemedim.
İşte benim el yapımı teleskobum.
Bu gece kendisi ile derin uzaya doğru derin ve anlamlı bir yolculuğa çıkacağız..
Çok ama çok mutluyum....

15 Temmuz 2009 Çarşamba

one way ticket to the mooN II

0 yorum




















































II. Amatör Teleskop Yapım Çalıştayı (ATY 2009)

I.Gun. 3 Temmuz 2009 Cuma
Sabah erkenden uyandım. Cihan Tuğrul Tezcan ile güzeeel bir kahvaltı yaptık. Akabinde bavulumu hazırladım. İkimizin de yüreği emininmki diğer katılımcıların da olduğu gibi pır pır idi. Avcılar’dan yol üzerinden Taner Cesur arkadaşımızı da alıp İKÜ’ye doğru yola devam ettik. 13:30 sularında İstanbul Kültür Üniversitesi’nin Ataköy yerleşkesinde idik. Otbüsler 2’de hareket edecekti. O zamana kadar www.gokbilim.com forumundaki arkadaşlarla tanışıp sohbet ettik. Saat 2’de otobuslerimiz bizi bilmediğimiz ama rüya gibi geçecek olan yolculuğa çıkarmak üzere harekete geçti. Yolda bir günün öncesinin de vermiş olduğu yorgunluktan uyuya kalmışım. Gözlerimi açtığımda otobüs Kilyos’a giden ormanlı yolun içinde ilerliyor ve bizi hayallerimize yaklaştırmak üzere adeta süzülüyordu. Saat 16:30 Boğaziçi Üniversitesi Sarıtepe Yurdu’na vardık. Yanımıza herhangi bir su, yiyecek vs almamıştık. Yurtta öğrenci de olmadığı için bu ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız kafetaryalar da kapalı idi. Sahile inip su bulmak istedik. Hepimizin dili damağı kurumuş idi. Akşam üzeri olmasına rağmen kavurucu bir sıcak hakim idi. Kendimi Şener Şen’in filmindeki gibi çöllerde buldum birden. Herkes paçasını sıvamış, mayoları ile denizin ve sahilin tadını çıkaran insanların arasında ambiane tabirle sürünerek suya kavuşmak için çaba sarfediyordu. Nihayet çölleri aşıp su bulduk, kana kana su içtik. Yurda geri dönüp aç kurtlar modunda yemek saatini beklemeye başladık. Yemeğimizi yemek üzere çalıştayın yapılacağı alan olan SolarBeach’e gittik. Yemek gelene kadar yanlış hatırlamıyorsam 2 koca tepsi ekmek yedik. Birazını tuza bandık, birazını tepemizdeki kuş pislikleri eşliğinde afiyetle yedik. Orada Gokbilim tisortlerimizle fotograf cektirip herkesi imrendirdik. Yurda geri dönmeden önce şehirde zaruru ihtiyaçlarımız için alışveriş yaptık. Kimisi terlik, kimisi mayo almadığı için bu tarz alışveriş yapanlar da oldu. Yurda geri döndüğümüzde karnımız toktu ve biz sanki yıllardık hasretlik çekiyormuşuz gibi toplaşıp sahile inme gereği hissettik. Sahile inip önce Emre Evren’in dürbünü ile gozlem yaptik. Akabinde kumlara çömüp çember olusturup laylaylom sarki soyledik. Hava serin ve oldukça sakindi. Sanki fırtına öncesi sessizlik vardı.
II.Gün 4 Temmuz 2009 Cumartesi
Otobüslerimiz 8’de hareket ediyordu. İlk defa bir yurt ortamında, ailemden ayrı, yeni tanıştığım insanlarla aynı odada kalıyordum. Tek bir banyo vardı ve banyo yapmak için sıra beklemek gerekiyordu. Bu yüzden kimi günler sabahın 5’inde kalkıp banyo yaptım. Çalıştayın gerçekleşeceği mekana gittik. Ethem Derman Hocamın 8’i 1 geçe dahi beklemiyordu. Otobisi (Ethem Hoca otobis diyor :)) kaçıran çalıştay alanına sahilden yürüyerek gelmek durumunda kalıyordu. Alana gittiğimizde masalarımızın üzerinde 2’şer tane ayna duruyordu. Her masada 2 kişi çalışacak şekilde düzenlenmişti. Katılımcılar masalara isimlerin hafr sırasına göre yerleştirildi. Oysaki biz gider gitmez gökbilim’deki arkadaşlarla yer kapmıştık. Tabi bu bir işe yaramadı. Hepimiz tıpış tıpış kalkıp harf sıramızın olduğu masaya geçtik. Bugün 80 grid ile kaba aşındırmaya başlandı. Katılımcılar 25şer kişilik 4 gruba ayrıldı ve her gruba bir eğitmen atandı. Bizim grubumuzun eğitimcisi Sevgili Başar Titiz hocamızdı. Boy boy gridlere kimimiz toz, kimimiz tuz, kimimiz karabiber dedik. Zira gridler tuzluk içinde dağıtılmıştı. Aşındırma işlemim gayet iyi ilerledi, hemen hemen tüm katılımcıların ki gibi. İlk gridden sonra Sagitta olcumlemelerine gore asindirmaya devam ettik. Başar Titiz hoca Ferald Wright’a benim aynami “this is the best one” diye tanitinca acayip cok mutlu oldum. Akabinde de Sevgili Barbaros Kurt hoca “daha once de ayna yaptinız mi, gayet iyi gidiyorsunuz” deyince kanat takıp uçasım geldi. Aşındırma işlemine sabah saat 9.5 ta basladik. 6.5’a kadar gırç gırç garç gurç sesleri eşliğinde devam ettik. Aksam oldu, yemeğimizi yedik ve SolarBeach’te düzenlenen Stellarium ve takim yildizlari egitimine katıldık. Dinlediğim şeylerin çoğunu biliyor olmak beni mutlu etti. Gece yarısına geldiğinde uyumak üzere yurda gittik.

III. Gun 5 Temmuz 2009 Pazar
Gece boyunca kulaklarimda girc girc asindirma sesi yankilandi. Bugün CNN Turk'te yayınlanan Sınav Günlüğü programı çalıştay alanımızdan naklen yapıldı. Dolayısı ile bizim çalıştay da canlı yayına çıkmış oldu. Bugün de aşındırma işlemine devam ettik. Bu sefer karabiberin yerini gunes sutu almisti. Kardeşşşş güneş sütünü verir misin sohbetleri çalıştay alanında yankılanıyordu. Zira grid dereceleri artık yükseldiğinden su ile karıştırılmış şekilde kullanılıyordu. Sagitta olculeri (kuresellik ve derinlik) tamam olunca beklemeye gectik. Optik recinemizin kaynamasını bekledik. Bu sırada denizin ve güneşin tadını çıkaran arkadaşlarımız oldu. Ben ise denize girmek yerinde gölge bir yerde çok tatlı bir şekerleme yaptım. Hakikaten bu iyi gelmişti. 2 gün daha aşındırma yapabilirdim, farkında değilmişim ama aslında epey yorulmuşum. Recine kaynayinca kaliplara dokuldu. Böylece Cilalama toolunu hazirladik. Aksam sunum vardi. Gunes sistemimizi rol calismasi ile pekistirdik. Hocalar lap dokmekten bugün bizden daha cok yorulmuşlardı. 20 sn de bir lap dokup resmen seri uretim yaptilar. Gece erken uyumak istedim lakin arkadaşlar Sevgili Ugur İkizler hocamızın el yapımı teleskobu ile gözlem yapmaya gitmişlerdi, dayanamadım, kalkıp pijamalarımı çıkarıp bi güzel sıkıca giyinip ben de koşa koşa gözleme gittim. M13’ü gözlemledik beraberce. Bugün Bloguma ilk resimleri de koydum.

IV. Gun 6 Temmuz 2009 Pazartesi
Yavaş yavaş gün, saat kavramını yitirmeye başlamıştım. Kahve içmeyeli 4 gün olmuştu. Bugun çalıştay alanında kahvyi görünce görmemişler gibi saldırdım. Ama hala Türk Kahvesine özlem çekiyordum. Bugün Cilalamaya gecildi. Seryum oksitlendik bugun. Cilalama asamasinda gozlerim kapanacak gibi olmuştu. Zira cilalama hareketini oldukça yavaş yapmamız gerekiyordu. Kafamı kaldırıp etrafımıza bakabildiğim zamanlar herkesin de benim gibi uyukladığını, otomatiğe bağlı bir şekilde cilalama yaptığını görebiliyordum. Ethem Hocanın katılımcıları toplamak üzere çaldığı düdük ise en sevdiğimiz ses idi. Zira bu ses yemek zamanının geldiğini gösteriyordu. Bugün Uğur İkizler hocamızın çalışma mekanında duran teleskobundan Güneş lekelerini izledik. Daha sonra muzırlık yapıp teleskobu çakmak niyetine kullandık. Güneş ışığının mercekğe yansıyan ışığı ile sigaramı yaktım. Kömür ateşinden daha zevkli olduğunu dahi söyleyebilirim. 4 saatlik cilalama işlemini tamamlayan camını Ronci tetine sokabiliyordu. Ben de ilk testime girdim. Sonuc: cilalamaya devam :) SolarBeach’te yaşanan yemeksel sıkıntılar nedeni ile yemek yeme mekanımızı değiştirdik ve bizi çayır çimene saldılar. Kendin pişir kendin ye tadında bir açık hava lokantasında yiyuecektik artık sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeklerimizi. Alanda salıncak ve tahtaravelliler mevcuttu. Hatta hamak da vardı. Ohhhh pek keyifli idi bu yeni yemek yeme mekanımız. Yemekten sonra yurda dönüp 23:00’da Ethem Derman hocamızın “Rakamlarin dili var mı” adli keyifli sunumunu dinledik ve uyumaya gittik. Aslında arkadaşlar hemen hemen her akşam sahile iniyor ve Vampir-Köylü öldürmece oyununu oynuyorlardı. Bana oynamak nasip olmadı zira ben onlar kadar dirençli değildim. Uyuyup dinlenme ihtiyacım daha fazlaca oluyordu.

V. Gun 7 Temmuz 2009 Salı
Artık cidden fiziksel olarak yoruldugumu hissetmeye başlamıştım. Cok dolu dolu ve yogun geciyordu çalıştay. Bu sabah çoook zor uyandim. Aklim dunden beri Altuğ ve Koralp’te idi. Sanırım feci hasretlik çekmeye başlamıştım. Buraya katıldığım için kayınvalide eşime yardımcı olmak üzere Gelibolu’dan kayınpederi yalnız bırakıp gelmişti. Onlara gerçekten çok çok teşekkür ediyorum, bu yardımlarından ötürü. Bu sabah kahvaltıda hepimiz pek mutlu idik zira kahvaltıda domates salatalik ve yumurta vardi. Öğlen ve akşam yemekleri hep et et et idi. Ot yemek istiyordum beeeeeeeeeeen. Bugün ronchi test sonuçlarında çıkan sonuca göre biçimlendirme hareketlerine geçtik. Neredeyse 5-10 dakika biçimlendirme hareketi yapıyor, yarım ila bir saat kuyrukta bekleyip yeniden test ettiriyorduk. Bu süreç bugün bu şekilde devam etti. Hocalarimiz yine bizden cok yoruldu. Akşam üzeri saat 16:00’da Ethem Derman Hocamız düdüğünü öttürdü. Bu seferki düdük yemek değil aynalar bitti sırlanmak üzere gidecek düdüğü idi. Aynası hazır hale gelen paketlenmek üzere Sevgili Nermin İkizler’e teslim etti. Güzelce paketlendiler. Camlarımızdan ayrılmak cidden zor oldu, zira 4 gündür onlarla beraber yatıp kalkıyorduk. Camlarımız bizim bir parçamız olmuştu. Camları sırlatmak üzere İstanbul’a götürmek üzere yola çıkan Başar Hoca ve Uğur Hoca’nın gözlerindeki ışıltı aklından hala gitmiş değildir. 100 tane camcık ayna olup gelecekti. Bu aksam Yard. Doç. Dr. Emre Işık’ın sunusunu izledik. 22:30 da ISS (Uluslararası uzay istasyonu)‘in gecisini ciplak gozle gozlemledik. -3 kadire kadar yukseldi. Jupiterden daha parlakti. Icinde 6 tane astronot yasiyor olduğunu, birinin japon olduğunu öğrendik.. Japonlar 1 hafta boyunca kokmadan islanmadan yasamalarina imkan veren tekstil urununu bulmuşlar ve o an onu test ediyorlardı.

VI. Gün 8 Temmuz 2009 Çarşamba
Bugün kundak montaj günü idi. CNC tezgahtan çıkmış olan kundak parçalarımızı zımparaladık bugün. Hepimiz çok yaşlanmıştık. Zira her yerimiz toza bulanmıştı. Oglene kadar zımparalama işlemi devam etti. Oglumu cok ozledim artik geri donmek istiyordum. Zimpara isi bitince kundagin donen parcalarina ebonystar yapistirdik. Bu kayan parke cinsi gibi birşeydi. Yapistirmak icin bali kullandik. Herkes bugün serhojjj oldu resmen. Yapistirma islemi bitince kundagin sayisini dahi sayamadigim vidalarla montaj isine giristik. Montajda kullanilan aletler tornavida, Allen anahtari, cekic idi. Ama ortada alet edevat sıkıntısı mevcut idi. Fiziki kuvvet isteyen montaj işleminin sonudan yemeklerimizi yeyip akşam yurtta Sevgili Prof. Dr. Orhan Gölbaşı Hocamızın sunusunu izledik.

VII. Gün 9 Temmuz 2009 Perşembe
Bugün kundak montajına devam ettik. Ben bugün biraz kaytardım, zira katılımcılarla roportaj yaptım. Bu yüzden benim montaj işlemleri ile Sevgili Kardeşim Cihan Tuğrul Tezcan ilgilendi. Herkes gerçekten artık yorgun ama bir o kadar mutlu idi. Herkesin mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Ortaya el emeği göz nuru ile birşey çıkarabilmiş olmanın onuru herkesin yüz ifadesine yansımıştı. Kundak montajı tamamlanınca optik tüp montajına geçtik. Birincil ayna tutucusunu zımparalayıp, ikincil ayna tutucusu için örümcek hazırladık. İkincil aynalarımız dağıtıldı. Bu aynalar çok kıymetli idi, zira Türkiye’de üretilmiyor ve Rigel Bulucu dürbünlerimiz gibi yurtdışından getirtilmişti. İkincil ayna ve Rigel Bulucunun kızağını monte ettik. Bugün sırlanmış ve aynba haline gelmiş aynalarımız da dağıtıldı. Ellerimle yaptığım aynada kendime baktım bir süre. Bu inanılmaz gurur verici bir olay idi. Yıllardır hizmet sektöründe çalışmış biri olarak hayatımda ilk defa somut birşey üretiyordum. Ve gerçekten inanılmaz mutlu idim. Eldivenler ile aynalarımızı Ethem Hocamızın masanın üzerine çıkıp dağıttığı masadan teslim aldık ve onun da montaj işlemini gerçekleştirdik. Bazı arkadaşlarımızın aynaları buğulu idi ve bu onların canını sıktı. İstanbul Kültür Üniversitesi’nin katılımcı ve eğitmenler için açmış olduğu ANI DEFTERİ’ne uzun uzun yazı yazdım. Saat 21:00 olmuştu ve henüz yemek yememeiştik. Herkes teleskobunu bitirme derdine düşmüştü. Herkeste tatlı bir yorgunluk hakim idi. Kalan tek şey yıldız testi ve kolimasyon ayarı idi. Nasıl uyduğumu hatırlamıyorum bile.

VIII. Gün 10 Temmuz 2009 Cuma
Bugün III. Amatör Astronomi Sempozyumu için İKÜ’nün Ataköy yerleşkesine gittik. Kokteylden sonra 22:30 sularında yurda döndük. Dönüşte yıldız testimizi yapacaktık lakin kötü hava muhalefeti nedeni ile iptal etmek zorunda kaldık. Bugun kendimi boslukta hissettim. Gunlerdir sergiledigimiz fiziksel efordan sonra bugun herkes oturmaktan yoruldu. Açıkçası sempozyum sırasında ben dahil herkes bir müddet uyudu. 23:00’da ATY ile ilgili sunum vardi. Firtina ve yagmur vardı bugün. Herkeste endise hakim oldu. Acaba yarin konser ve gozlem iptal olur mu diye??? Oglum burnumda tütmeye devam ediyordu.

IX. Gün 11 temmuz 2009 Cumartesi
Kahvaltımızı yapıp çalıştay alanına gittik. Teleskoplar kundaklara yerlestirildi. 100 teleskop yanyana dizildi. Muhtesem bir goruntu idi. Bu tipp bir çalışma gerçekten dünyada ilk idi. Sanirim bir daha bu kadar teleskobu bir arada gormek cok zor olur. Kolimasyon ayari icin teleskoplarimizi bogazi gecmek uzere kilavuz bekleyen koca gemilere cevirdik. Kolimasyon ayarini yapip ilk isigimi saat 13:36'da aldim. Muhtesem bir duygu idi bu!!! Diler4 adli gemiyi gözlemledim ilk olarak. Akşama kadar çoğu arkadaşımız zamanını denizden faydalanarak geçirdi. Ben ise yine uyumayı tercih etmiştim. Aksam oldu. Starfest için konsere gelmeler başlamıştı. Hava kararmaya başlayınca ilk olarak ARCTURUS’un ışığını aldım teleskobumdan. Ve o an gerçekten haklı bi onur ile göğüslerim kabardı. Akabinde saturnu buldum. Albireo ya baktim. Sari-mavi cift yildiz muhteşemdi. Ay ve jupiter de cok guzeldi. Tuğrul kardeşim onca sahne ışıklarının altında Ring Nebula’yı dahi buldu ve onu da gözlemledik, kimse inanmasa da. Halka da gozlem yaptirdim. Yildizlara bakinca hayal kirikligina ugradilar. Oysa onlarda da ayirt edilebilecek oyle detaylar varki. Ay, Saturn ve jupitere baktiklarinda ise aaaaaa harika sesleri cikti ve onlar da mutlu oldular.

SONUÇ:İnsanin kendi emegi ile birsey uretmesi inanilmaz bir duygu. Ve urettigim sey bugun bana emegimin karsiligini verdi.
Çalıştayda emeği geçen:
Prof. Dr. M. Ali ALPAR Sabancı Üniversitesi TAD Başkanı
Prof. Dr. Zeki ASLAN İstanbul Kültür Üniversitesi
Prof. Dr. Çetin BOLCAL İstanbul Kültür Üniversitesi
Prof. Dr. Ethem DERMAN Ankara Üniversitesi
Prof. Dr. Orhan GÖLBAŞI İstanbul Kültür Üniversitesi
Prof. Dr. Dursun KOÇER İstanbul Kültür Üniversitesi
Prof. Dr. Füsun LİMBOZ İstanbul Üniversitesi
Prof. Dr. Latif TOPAKTAŞ İstanbul Kültür Üniversitesi
Prof. Dr. Zeynel TUNCA Ege Üniversitesi
Alp AKOĞLU TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi
Gamze MENALİ AAVSO
Haldun MENALİ AAVSO

Yrd. Doç. Dr. Emre IŞIK İstanbul Kültür Üniversitesi
Araş. Gör. Ayşegül F. YELKENCİ İstanbul Kültür Üniversitesi
Araş. Gör. F. Korhan YELKENCİ İstanbul Üniversitesi

Deniz BAĞDAŞ
Yiğit BAĞDAŞ
Lütfi ÇAKMAK
Uğur İKİZLER
Nermin İKİZLER
Barbaros KURT
Şenol ŞANLI
Atilla TINKILIÇ
Enes TINKILIÇ
Başar TİTİZ
Aslıhan TİTİZ
Jerald F. Wright
Rosemary Wright

Sonsuz teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum.
 
Designed by: NewWpThemes | Converted to Blogger by Professional Blogger Templates | Contact | About